En son konular
» Merhaba tekrar :)
Ptsi Haz. 08, 2015 9:23 pm tarafından PaperDragon

» Gaziantep'ten selamlar
Ptsi Haz. 08, 2015 8:52 pm tarafından PaperDragon

» Caput Algol sabit yıldızı
Ptsi Mayıs 18, 2015 11:25 am tarafından Uranus

»  Nazım Hikmet
Ptsi Mayıs 18, 2015 4:57 am tarafından Uranus

» Progres Asc
Ptsi Mayıs 18, 2015 4:56 am tarafından Uranus

» Stelyum
Ptsi Mayıs 18, 2015 4:55 am tarafından Uranus

» ben geldimm
Ptsi Mayıs 18, 2015 4:52 am tarafından Uranus

» SES ??
Ptsi Mayıs 18, 2015 4:51 am tarafından Uranus

» KARŞILIKLI AĞIRLAMA (MUTUAL RECEPTİON)
C.tesi Ara. 20, 2014 10:35 pm tarafından sinan1399

Anket

Bucunuz Hangisi

9% 9% [ 402 ]
8% 8% [ 376 ]
8% 8% [ 370 ]
9% 9% [ 439 ]
9% 9% [ 410 ]
8% 8% [ 391 ]
9% 9% [ 409 ]
9% 9% [ 414 ]
7% 7% [ 347 ]
7% 7% [ 318 ]
9% 9% [ 415 ]
9% 9% [ 427 ]

Toplam Oylar : 4718

Arama
 
 

Sonuç :
 


Rechercher çıkıntı araştırma

Ekim 2018
PtsiSalıÇarş.Perş.CumaC.tesiPaz
1234567
891011121314
15161718192021
22232425262728
293031    

Takvim Takvim

.
.

Yeşil, Hızır ve Hıdrellez

Aşağa gitmek

Yeşil, Hızır ve Hıdrellez

Mesaj tarafından Uranus Bir Ptsi Mayıs 06, 2013 4:38 am

Yeşil, Hızır ve Hıdrellez



Halk takvimine göre bir yıl Hızır (yaz) ve Kasım (kış) günleri olarak ikiye ayrılır. Yaz, yani Hızır günleri 6 Mayıs’tan 8 Kasım’a kadar olan süreyi kapsar. Halk takvimi yörenin doğal şartlarının, gökyüzünün gözlenmesi ile oluşturulur ve tarımsal etkinlikler de buna göre ayarlanır. 6 Mayıs’ta Güneş Boğa burcundadır ve Boğa takımyıldızında bulunan Ülker yıldız kümesi de artık Güneş battıktan sonra gökyüzünde daha az görülmeye başlar. Bu yazın başlangıcının habercisidir. Hıdrellez yani 6 Mayıs seneyi ikiye bölen gündür ve geleneksel olarak yazın başladığı gün olarak kabul edilir.


6 Mayıs 2013’deki Ülker’in (işaretli olan) Güneş battıktan sonraki konumu. Kaynak: Stellarium.org

Hıdrellez (Hıdır Ellez, Ruz-ı Hızır, Hızır Günü, Yeşeren Gün) 5 Mayıs’ı 6 Mayıs’a bağlayan gece hazırlıkları yapılarak başlanan ve 6 Mayıs’ta da yazın gelişinin doğaya çıkılarak kutlandığı mevsimsel bir halk bayramıdır.

Hıdrelleze adını veren Hızır ve İlyas peygamber, Zülkarneyn ile birlikte Hayat Suyunu aramaya çıkarlar. Hızır ve İlyas bu suyun kaynağını bulup içer ve ölümsüzlüğe kavuşurlar. Hızır yeşil giysili ve sakallı olarak ya da boz renkli bir atın üzerinde beyaz giysili; İlyas ise mavi kaftanlı ve elinde bir değnekle betimlenir.

Hızır’ın 5 Mayıs gecesi İlyas peygamberle bir gül ağacının altında buluştuğu ve yeryüzünde dolaşarak bolluk ve bereket dağıttığına inanılır. Bu nedenle dilekler bu ağacın altına bırakılır. Gül sembolü diğer birçok anlamının yanında genel olarak ruhsal aydınlanma ile ilişkilendirilmiştir. Hızır’ın karada, İlyas’ın ise denizde başı sıkışanlara yardım ettiği düşünülür. Hızır Arapça Hadr kelimesinden gelir ve yeşil, yeşillik yer anlamındadır. Gezdiği yerlerin yeşil çimene büründüğü rivayeti ile de bu adla anılır. Hızır’ın kimliği tam olarak açık değildir, kitapsız peygamber, ermiş, veli veya kendisine Ledünni (keramet) ilmi verilen “kullardan bir kul” olduğu söylenir. Hıdır Hızır’a, Hıdır ve İlyas kelimeleri de Hıdrelleze dönüşmüştür. Hızır ile ilgili olarak birçok iç içe geçerek karışmış öykü ve kimlik vardır. Bazı İslami çevreler Hızır’ı tamamıyla reddeder. Ancak genel kanı Kuran’daki Kehf suresine (60-82 arası ayetler) dayanılarak Musa’nın Ledünni ilmini öğrenmek üzere iki denizin birleştiği yerde buluşmaya gittiği kişinin Hızır olduğudur. Bilge kişi Musa ile dolaşıp görünüşte kötü olarak nitelendirilen işler yapar ve Musa’nın tepkisini çeker. Ancak bilge eylemlerinin nedenlerini açıklayarak bir anlamda geleceği bildiğini de gösterir. Tasavvufta, Alevilikte ve Bektaşilikte Hızır’a büyük önem verilir. Alevilikte Şubat ayında üç gün tutulan Hızır orucu vardır. Oruçtan sonra yıkanılıp temizlenilir ve Perşembe’yi Cuma’ya bağlayan gece bir beyaz bez üzerine un dökülerek Hızır geçtiği zaman izinin bulunacağı düşünülür.

Bazı İslam kaynaklarına göre Hızır yaşamıştır ve adı Belka bin Melkan’dır ve soyu Nuh'un Sam isimli oğluna dayanır. Bazıları da Hızır'ın İsrailoğullarından olduğunu söyler. Mahmut Erol Kılıç ise İdris, İlyas ve Hızır'ın bir ve aynı kişiliğin değişik zaman ve yerlerde aldıkları farklı isimlerden oluştuğunu, bu kültürün eski Mısırda Toth, İbranilerde Enoch veya Yunanlılardaki Hermes ile özdeş olduklarını söyler. Hindistan’da yaşayan müslümanlar Hızır’a Khawadja Khidr, (Hoca Hızır) adını verir. Nehirde bir balığın üzerine binmiş olarak resmedilir.

Hızır’ın çıkış kaynağı olarak düşünülen bazı öyküler vardır. Bunlardan ilki Sümerlerin Gılgamış destanıdır. Gılgamış’la Enkidu çok yakın arkadaştır. Bir gün Enkidu ölür. Bu duruma çok üzülen Gılgamış onun yeniden diriltebilmek için çareler ararken, ölümsüzlük otunu öğrenir. Bu otun yerini bilen tek kişi, “ırmakların birleştiği yerde” (Kehf suresinde iki denizin birleştiği yer olarak geçer) oturan ölümsüz Utnapiştim adlı bir bilgedir. Gılgamış uzun bir yolculuktan sonra Utnapiştim’i bulur ve otu eline geçirir. Ancak bir yılan bu ölümsüzlük otunu alır ve kaçar. Utnapiştim, bilge ve ölümsüzdür, sularda yaşar, sıkıntıda olan herkese yardım eder. Bu özellikleri nedeniyle Utnapiştim ve Hızır arasında bir bağ kurulmuştur.

Bir diğer öyküde ise İskender, içenlere sonsuz yaşam veren bir pınar olduğunu öğrenir ve onu bulmak için ordusuyla yola çıkar. Ancak çeşitli nedenlerle ordusundan ayrılıp yalnızca aşçısı Andreas’la yola devam eder. Dinlendikleri bir yerde, aşçı yanlarındaki tuzlu balığı oradaki bir suda yıkamak ister. Balık suya değer değmez canlanır ve suda kaybolur. Aşçı, bu pınarın hayat suyu olduğunuz anlayarak sudan içer ve İskender’in yanına gelerek olanları anlatır. İskender de o pınarı arar, ama bulamaz; öfkelenerek aşçısını denize atar. Böylece sonsuz hayata kavuşan Andreas Hızır’a benzetilir.

Bir Yahudi efsanesine göre ise peygamber İlya, haham Yeşua Ben Levi ile bir yolculuğa çıkar. Yolculuk boyunca İlya, hahamın anlam veremediği bazı işler yapar. Yeşua, bunların nedenini sorar. İlya da bunları Tanrı’nın isteği ile yaptığını söyler. İlya ve Hızır birbirine benzetilir.

Son öykü ile Hızır Yunan mitolojisindeki ölümsüzlük pınarından içip ebedi hayata kavuşan Korint kralı Glaukos’a benzetilir. Bazı kaynaklara göre bu efsane Arapçaya aktarılırken, “yeşil” anlamındaki Glaukos, Arapçaya hadr (yeşil) kelimesiyle çevrilmiş ve böylece Hızır, “su, yeşillik ve ebedi hayat” kavramlarıyla özdeşleştirilmiştir. Musa; Gılgamış, İskender ve Yeşua Ben Levi’yi; Hızır ise Utnapiştim’i, Andreas veya İlya’yı temsil etmektedir. Bu benzerliklere rağmen Hızır’ın en önemli özelliği olan ölümsüzlüğüne dair İslam kaynaklarında bir bilgi yoktur.

Hıdrellez bayramının adında geçen ikinci isim İlyas (Tevrat’ta Elia) İsrailoğullarına gönderilen bir peygamberdir. İlyas tüm çabalarına karşın putlara tapmaktan vaz geçmeyen İsrailoğullarından ayrılarak Hızır ile buluşmuştur.


Hızır ve İlyas birlikte dua ediyor.

Hızır’a Belya (İlya) adı verilir. İlya da Arapça’da İlyas’tır. Bu da iki ismin gerçekte tek kişi olduğunu düşündürür. İki kelimeden oluşmuş Hıdrellez kelimesi ile hem o kişiye yüklenen özellikler hem de adı birlikte kullanılarak iki ayrı kişi gibi algılanmasına neden olmuştur. Arapça’da İlyas, Grekçede Eliyas, İbranice Eliyah, aynı ismin farklı dillerdeki söylenişleridir.

Hızır’la ilgili üçüncü kişi olan Zülkarneyn (İskender) Hızır’ın teyzesinin oğludur. Makedonyalı İskender’le karıştırılmıştır, ancak ondan çok önceleri yaşamıştır. Tanrı’nın aydınlıkla karanlığı emrine verdiği söylenir. Zülkarneyn “iki asır sahibi” “iki boynuzlu” anlamındadır. Orhun yazıtlarındaki Bilge Kağan’ın tasviriyle Kuran’daki Zülkarneyn tasviri birbirine çok benzemektedir. Kendisinin peygamber mi yoksa ermiş mi olduğu bilinmemektedir. Zülkarneyn’in her yerde bulunması, dünyayı dolaşması, karanlık ve aydınlık dualitesini taşıması ve olağanüstü davranışları nedeniyle Hızır inancına kaynaklık edebileceği öne sürülmüştür.


Zülkarneyn ve Hızır

Eski Türklerde ise kayın ağacından inip, insanlara yardım eden aksakallı ihtiyarlar vardır. Altın sakallı “Ay Koca” da denir. Boz ata biner ve beyaz giysilidir. İsmet Çetin ise, İslamiyet öncesi Türklerde darda kalanlara yardım ettiğine inanılan Kıdır İyesi’nin (Kıdır koruyucu ruhu) İslamiyet’in kabulüyle önce evliyalara, sonra Hızır’a dönüştüğünü belirtir.
Hristiyanlıkta 23 Nisan’da Aziz George adına kutlamalar yapılır. Ortodokslar Aya Yorgi, Katolikler Saint George adıyla bugünü kutlarlar. Miladi 6 Mayıs'ta kutlanan Hıdrellez Rumi takvimde 23 Nisan'a denk gelir. Yani Hıdrellez ile Aya Yorgi yortusu aynı şeydir. Ortodoks Hristiyanlar Büyükada’daki Aya Yorgi kilisesine uzun bir yolu yalın ayak çile çekerek, geçilen yerlere ip ve bez parçaları bağlayarak hiç konuşmadan çıkılırsa dileklerin gerçekleşeceğine inanır. Aya Yorgi bir anlamda Hristiyan dünyasının Hızır peygamberidir.


Ejderhayı öldüren Aya Yorgi

Roma İmparatorluğunda Hristiyanlığın yasaklandığı dönemde yaşayan Aya Yorgi gizlice Hristiyanlığı kabul ettiği için yakalanarak idam edilir. Ancak Aya Yorgi bir ejderhayı öldürmesi ile efsaneleşmiştir. Adına her yıl anma törenleri düzenlenir.


Pagan kültüründe genel anlamda ormanın ruhu olarak kabul edilebilecek bir Green Man vardır. Bazı kaynaklara göre doğanın, ölüp yeniden dirilen ama yeşil rengi ile aslında ölümsüz olan ruhunun bir sembolüdür ya da bir tanrıdır. Yalnızca yapraklarla, bitkilerle süslü bir yüz olarak ifade edilir. Aslında bir pagan figürü olmasına karşın birçok kilise süslemelerinde görülür. Hızır’ın kim olduğunun netleştirilememesi gibi yeşil adamın da tam olarak kim olduğu bilinmez. Paganlarda ayın evreleri ve mevsimsel döngülerle ilişkili sekiz bayram vardır. Bunlardan biri de 30 Nisan gecesi ve 1 Mayıs’ta tanrı ve tanrıçanın birleşmesinin ve yazın gelişinin kutlandığı Beltaine’dir. Mayıs direği denilen uzun tahtadan bir direk çiçeklerle, şeritlerle süslenir ve çevresinde dans edilir. Bu kutlamaya Keltlerde Bell Fire denir ve ışık tanrısına adına kutlamalar yapılır. Keltlerde de bizdeki halk takvimi gibi yıl, yaz ve kış olarak ikiye ayrılır ve 1 Mayıs yazın ilk günü kabul edilir. Kutlamalarda çok büyük ateşler yakılır ve dumanlarıyla tüm canlıların tütsülenip korunduğuna inanılır.

İngiltere’de 3 – 6 Mayıs arası, Mayıs Günü - Jack in the Green- (Yeşil Jack) festivali kutlanır. Bahar ya da yazın başlangıcı, doğanın canlanması ve bereketi için şenlikler düzenlenir. Baştan aşağı yeşil yapraklara bürünmüş kişiler geçit töreni yapar, sokaklarda dolaşır, eğlenceler düzenlenir.



İlk çağlardan beri kuzey yarım küre halklarının Nisan sonu ve Mayıs ayları içinde çeşitli tarihlerde temel olarak yaz başlangıcı olarak kutladığı bayramlar var.

Hıdrellez gecesi (5 Mayıs gecesi) Hızır’ın dolaşarak değdiği yerlere bereket ve bolluk vereceği inancı ile kapı, pencere, yiyecek kapları ve para keselerinin ağızları açık bırakılır. Bazı yerlerde mayasız süt bırakılarak ertesi sabah mayalanırsa o yılın bolluk getireceği düşünülür. Hıdrellez ve sonraki iki gün boyunca sabah ezanı ile tan yerinin ağarması arasında bitkilerin üzerindeki çiyler toplanarak yoğurt mayalanır ve bunun bereketine inanılır.

Dilekte bulunulan şeylerin modelleri yapılarak Hıdrellez gecesi gül ağacının altına bırakılır. Hızır’ın bu dilekleri bir yıl içinde gerçekleştireceğine inanılır. İçinde para bulunan keseler ya da dilekler kırmızı kurdele ile gül dalına asılır veya dibine bırakılır. Bu paralar ertesi gün alınarak saklanır ve yıl boyunca harcanmaz. Gül ağacının olmadığı yerlerde ise açık havada dilekleri betimleyen modeller gece yapılır ve sabah ezanı olmadan önce bozulur. Dilek dilenerek kötülüklerden arınmak amacıyla yakılan ateşler üzerinden atlanır. Bazı yerlerde de 6 Mayıs sabahı güneş doğmadan deniz kenarına gidilerek kıyıda dileklerin şekli çizilir, çakıl taşı toplanır.

Anadolu’da bazı yerlerde Hıdrellez Günü yapılan duaların ve isteklerin kabul olması için sadaka verilir, oruç tutulur ve kurban kesilir. Kurban ve adaklar “Hızır Hakkı” için yapılır. Böylece Hızır’a rastlanacağına inanılır. Hıdrellez günü Hızır’la karşılaşılabileceği düşüncesiyle kapıya gelenlere çok dikkat edilir, istekleri geri çevrilmez,

Hıdrellez’de kısmet açmak için yapılan bir gelenek vardır, buna baht açma adı verilir. 5 Mayıs gecesi genç kızlar su kenarında, yeşillik bir yerde toplanır. İçinde su bulunan bir çömleğe kendilerine ait takıları koyup ağzını tülbentle bağladıktan sonra bir gül ağacının dibine bırakırlar. Gün doğmadan maniler söylenerek çömlek açılır ve kimin eşyası hangi mani söylenirken çıkarsa o genç kız manidekileri kendi talihine yorumlar.

Hıdrellez kutlamaları Hıdırlık adı verilen yeşillik, ağaçlık alanlarda, su kenarlarında, yapılır. Baharın taze bitkileri ve ilk kuzusu yenildiği zaman sağlık ve şifa bulunacağına inanılır. Bugün kırlardan toplanan otların kaynatılıp içilmesinin tüm hastalıklara iyi geleceğine, bu su ile kırk gün yıkanılırsa gençlik ve güzellik kazanılacağına inanılır.



Anadolu ve Trakya’nın her yerinde Hıdrellez öncesi evler temizlenir, o gün giyilmek üzere yeni giysiler alınır. Temiz olmayan evlere Hızır’ın uğramayacağı düşünülür. Hıdrellez’in 5 Mayıs günü ikindiden sonra başladığına inanılır.

Trakya’daki bazı gelenekler şunlardır:
Evdeki kişi başına yedi fasulye ya da yedi nohut ekilerek yıl içinde gelebilecek kötülüklerin bunlara gelmesi dilenir.
Evlenmek isteyen kızlar gelin maketi yapar ve gül dalına asarlar ve evlenecekleri kişiyi rüyalarında görmeyi bekler. Tuzlu yiyecekler yiyip su içmeden yatar ve rüyalarında kendilerine su verecek kişinin evlenecekleri kişi olduğuna inanırlar. Kısmetinin kapalı olduğuna inananlar o gece başlarının üzerinde kilit açtırır.

Şanslı bir yıl olup olmadığını öğrenmek için 5 Mayıs gecesi boyları eşit olan iki taze soğanın birine beyaz, diğerine siyah iplik bağlanır. Ertesi gün hangisi daha fazla uzamışsa o yılın nasıl geçeceği yorumlanır. Beyaz iplikli olan uzamışsa o yıl uğur getirecek, siyah iplikli olan uzamışsa o yıl zor geçecektir. Hıdrellez günü beyaz kelebek görülürse o yılın şans getireceğine inanılır.

Hıdrellez sabahı erkenden kalkılarak evlere söğüt dalı asılır ya da vücudun bir yerine bağlanır. Bunun sağlık getireceğine inanılır. Evlerin kapılarına asılan diğer bitkilerle ev halkının dilekleri anlaşılır. Yapraksız karaçalı, ısırgan otu asılıyorsa hastalık, dert ve dedikodunun o eve uğramaması isteniyordur. Taze dallar, yeşillikler evin giriş kapısı üzerinde ise bolluk, bereket, hayırlar dilendiğini gösterir.

Hıdrellez’e bir hafta kala, ineklerin sütünün kesilmemesi için kimseye peynir ve yoğurt mayası verilmez. O gün süt pişirilmez. Evin bereketi gitmemesi için de ekmek mayası verilmez.

5 Mayıs günü toplanan 41 çeşit ot, küçük taşlar ve kekik içi su dolu bir kaba atılır. Hıdrellez sabahı el ve yüzün bu suyla yıkanılır. Hastalıklardan kurtulup sağlık, gençlik ve güzellik kazanılacağına inanılır.

Ateş üzerinden atlanarak geçen yıldan kalan tüm olumsuzlukların gittiğine inanılır. Evdeki eski eşyalardan bir kısmının ya da eski hasırların yakılmasıyla da bit, pire ve günahlardan temizlenildiği düşünülür.

5 Mayıs gecesi kopartılıp evin önüne konan ısırgan otu, eğer sabah yenilmiş olarak bulunursa o kişinin seneye Hıdrelleze kadar öleceğine, yenilmediyse yaşayacağına inanılır.

5 Mayıs gecesi bahçenin köşelerine ve kenarlarına bakılır, eğer toprak parıldarsa orada hazine olduğuna inanılır.
Hıdrellez sabahı erkenden kalkılıp dereden üç kez geçilir. Bitkilerdeki çiğler ele ve yüze sürülür.

Meyve yapmayan ağaçlar Hıdrellez sabahı baltayla korkutulursa meyve vereceğine inanılır.

Hıdrellez sabahı hayvanlar yeşil dallarla dereye sulamaya götürülür.

Hıdrellez günü temizlik yapılmaz, süpürülmez süpürülürse evin bereketi gider. Un elenmez, ekmek yapılmaz, çamaşır yıkanmaz, dikiş dikilmez, tarlaya çalışmaya gidilmez.

Hıdrellez günü makas iple bağlanır, açılmaz, kimseye verilmez, elle tutulmaz.

Hıdrellezle ilgili atasözleri:
“ Hıdrellez yağmurunun damlaları altın olur”. Hıdrellez günü yağan yağmur bereketlidir.
“ Hıdrelleze kadar bir tutam, Hıdrellezden sonra tutam tutam”. Tarladaki işlerin hıdrelleze kadar bitmesi gerekir.
“ Az bilirim uz bilirim, Hıdrellezden sonra yaz bilirim”. Hıdrellezden sonra yaz gelir.
Kırklareli’nde Hıdrellez sabahı güneş doğmadan kalkıp, dereden alınan suya, akşamdan toplanan “Silkinti Otu” atılarak, yıkanılır. 7-8 Mayıs’ta pikniğe gidilir. Kuzu ve oğlak çevrilir, çeşitli oyunlar oynanır. Edirne ve Tekirdağ’da 4-6 Mayıs arası su kenarındaki yeşillik alanlara gidilir. Yemekler yenilir, oyunlar oynanır, niyetler çekilir. Güneşin doğumu ile bir gün önceden gül ağaçlarına bağlanan dilek kağıtları denize veya akan suya atılır.
Hızır’ın görüldüğüne ve Hızır’la karşılaşılabileceğine inanılan yerler vardır. Bunlardan biri Ayasofya’dır. Fatih Sultan Mehmet’in, “Burası Hızır’ın makamı” diyerek Ayasofya’nın kubbesinin altına bir top astırdığı söylenir. Diğer bir yer de Yuşa Tepesidir. Çeşitli şehirlerde Hızır’ın görüldüğü söylenen yerler ve türbeleri bulunur.
Kul sıkışmayınca Hızır yetişmezmiş sözü Hızır’ın zor durumdakilere son anda gelerek yardım ettiğinin ifadesidir. Kişinin karşısına nasıl ve ne şekilde çıkacağının belli olmadığına, yalnızca gönül gözü açık kişilerin onu tanıyabileceğine inanılır. Ayrıca Hızır’ın işaret ve orta parmaklarının eşit uzunlukta ve sağ başparmağının kemiksiz olduğu ve gezdiği yerlerde yeşil ot bittiğinden bu şekilde tanınabileceği de söylenir. Hızır aynı anda birden çok yerde bulunabilir, ölümsüzdür, dertlilere, hastalara derman olur, bolluk, bereket, zenginlik, uğur ve kısmet getirir ve bitkilerin yeşermesini, hayvanların üremesini, insanların kuvvetlenmesini sağlar.
Derleyen: Günseli Gümüşçapa

Kaynaklar:
http://aregem.kulturturizm.gov.tr/TR,12700/hidrellez-bayrami.html
Gılgamış Destanı., Danny P. Jackson, Ankara, 2005
http://www.khidr.org/index.htm
http://kulturistanbul.blogspot.com/2011/04/aya-yorgiden-hdrelleze-ortak-kultur.html
http://www.kuranmeali.com/sureler.asp?meal=diyanet&sureno=18
http://magickblog.stormjewelsgifts.com/green-man/learn-about-the-green-man/attachment/green-man-1/
http://thecompanyofthegreenman.wordpress.com/tag/jack/
http://turkmythology.blogspot.com/2009/02/gok-sakalli-hizir-hzr-anlays-turklerde.html
http://turkoloji.cu.edu.tr/HALKBILIM/cetin_01.pdf
http://tr.wikipedia.org/wiki/Dosya:Al-khidr.jpg
http://en.wikipedia.org/wiki/File:Khidr_and_elijah.jpg
http://tr.wikipedia.org/wiki/H%C4%B1z%C4%B1r

____ASTROFLAME____________________________
Özlem bence ne bir şeye duyulan hasret, nede ulu arzulayış
O bence içten içe aglayış yada senden ayrı yaşayış
avatar
Uranus
YÖNETİM
YÖNETİM

Kadın
Kova Sıçan
Mesaj Sayısı : 2826
Yaş : 33
Nerden : Azerbeycan-Bakü
İş/Hobiler : Astroloji, spor
Lakap : Bayan Mistik
Kayıt tarihi : 24/12/08

http://astroflame.yetkin-forum.com

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Sayfa başına dön


 
Bu forumun müsaadesi var:
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz