En son konular
» Merhaba tekrar :)
Ptsi Haz. 08, 2015 9:23 pm tarafından PaperDragon

» Gaziantep'ten selamlar
Ptsi Haz. 08, 2015 8:52 pm tarafından PaperDragon

» Caput Algol sabit yıldızı
Ptsi Mayıs 18, 2015 11:25 am tarafından Uranus

»  Nazım Hikmet
Ptsi Mayıs 18, 2015 4:57 am tarafından Uranus

» Progres Asc
Ptsi Mayıs 18, 2015 4:56 am tarafından Uranus

» Stelyum
Ptsi Mayıs 18, 2015 4:55 am tarafından Uranus

» ben geldimm
Ptsi Mayıs 18, 2015 4:52 am tarafından Uranus

» SES ??
Ptsi Mayıs 18, 2015 4:51 am tarafından Uranus

» KARŞILIKLI AĞIRLAMA (MUTUAL RECEPTİON)
C.tesi Ara. 20, 2014 10:35 pm tarafından sinan1399

Anket

Bucunuz Hangisi

9% 9% [ 402 ]
8% 8% [ 376 ]
8% 8% [ 370 ]
9% 9% [ 439 ]
9% 9% [ 410 ]
8% 8% [ 391 ]
9% 9% [ 409 ]
9% 9% [ 414 ]
7% 7% [ 347 ]
7% 7% [ 318 ]
9% 9% [ 415 ]
9% 9% [ 427 ]

Toplam Oylar : 4718

Arama
 
 

Sonuç :
 


Rechercher çıkıntı araştırma

Ekim 2018
PtsiSalıÇarş.Perş.CumaC.tesiPaz
1234567
891011121314
15161718192021
22232425262728
293031    

Takvim Takvim

.
.

Tek tanrı aton ve akh-en-aton

Aşağa gitmek

Tek tanrı aton ve akh-en-aton

Mesaj tarafından ali Bir Paz Tem. 04, 2010 8:53 am

Tek tanrı aton ve akhenaton








Akhenaton'un bir şiiri:

Tanrı uludur, birdir, tektir.
Ondan başkası yoktur.
Bir tanedir,
O'dur her varlığı yaratan
Bir ruhtur Tanrı, görünmeyen bir ruh...
Ta başlangıçta vardı Tanrı,
Tek varlıktı o.
Hiç birşey yokken o vardı.
Herşeyi o yarattı (...)
Ezelden beri süregelen varlığı,
Ebediyete kadar sürecek,
Gizlidir Tanrı, kimse görmemiştir onu.
İnsanlara ve yarattıklarına sır kalır her zaman.



Akhenaton başka bir şiirinde Atona şöyle sesleniyordu:

"Aton. Gündüz gibi ışıklı Aton.
Gözlerimiz sana bakıyor. Seni görüyor sana karşı..
Sen benim kalbimdesin.
Fakat seni tanımak istemiyorlar.
Sadece ben, senin kulun Akhenaton, Seni tanıyorum.
Onlara araştırma gücü ver!
Senin gücün senin planın sonsuzdur.
Dünya Sana ait ve Senin.
Çünkü onu Sen yarattın."


Bir başka şiirinde de şöyle söylemekte kral Akhenaton:

"Senin nurunla bütün yollar açılır.
Balığın suda zıplaması Sendendir.
Senin nurun, ruhların kalbine nüfuz eder."

İşitir her çığlığı.
Güçsüzleri korur güçlülere karşı.
Kendini tanıyanları tanır.
Yardım elini uzatır hizmet edenlere.
İzinden yürüyenleri esirger.


.................................................. ...

Akhenaton, babası gibi bir asker değil, her şeyden önce bir düşünürdü.
Zamanının büyük bölümünü Amarna'da, karısı Nefertiti ile birlikte yeni
bir dinin "gerçeklerini" bulmaya çalışarak geçiriyordu.

Yusuf Peygamber'den yaklaşık 300 yıl sonra Mısır'ın tahtına oturacak
olan Akhenaton, tahta çıkışından beş yıl sonra kendisi 41 yaşındayken
Mısır'ın çok tanrılı inanç sistemini temelinden yıkacak icraatlarda
bulunmaya başladı.

Moneist (tek tanrılı) bir temeli olan ve yaratıcı ilah Aton'un dışında tüm tanrıları reddeden yeni bir dini kurdu

Halkına, ilâh'ın tek ve bir olduğunu, isminin de ATON olduğunu ilân
etti. Adını, Aton'un hizmetkârı anlamına gelen AKH-EN-ATON şeklinde
değiştirdi.

Bu dönüşüm, kısmen güncel muhâlefetin etkisinden ve özellikle Amon
rahiplerinin girişimleriyle ayaklanan alt sınıfların baskısından kaçma
amacını taşıyor olabilir. Yeni başkent, Teb'in 500 kilometre
kuzeyindedir ve daha önce hiçbir Tanrı ya da Tanrıça'ya adanmamış bâkir
topraklardan kurulmuştur. Aton'un Ufku anlamını taşıyan "Akh-et-Aton"
şehri, Amon rahiplerine karşı girişilen mücâdelenin merkezî rolünü
üstlenecektir.

Yeni başkente taşınılır taşınılmaz; Teb, başkent niteliğini
kaybetmiştir. Akhenaton, mücâdelesinde bir adım dâhî geri adım
atmayarak, Aton dışındaki Mısır ilâhlarının isimlerini âbidelerin
üzerinden sildirmeye girişir ki, babası Amen-hotep'in de bu
politikalardan kaçamadığı gözükür.

Teb, Uzun süre sonra bu dönemde ilk kez önemini yitirmiştir. Çünkü
Akhenaton, aynı zamanda Amon'un şehrinden de nefret etmekte, onu
Tağut'un / kâfirliğin sembolü olarak görmektedir.

Akhenaton, Mısır'ın geleneksel dinini kaldırıp yerine Aton olarak
bilinen bir tek güneş tanrısına tapınmayı getirdiği için "Sapkın
Firavun" olarak bilinir. Odanın çevresine dört koruyucu tılsım (sihirli
tuğla) yerleştirilmiştir ve bunların birinde de firavunun adı
yazılıdır. Odanın kuzey duvarındaki bir nişte, kapaklı dört küp
Akhenaton'un küçük eşi Kiye'nın iç organlarının saklanması için
konulmuş; ama üzerlerindeki yazılar silinmiştir. Mezarın döşemesi
üzerinde bulunan kil mühür izlerinde Akhenaton'un halefi Tutankhamon'un
(M.Ö. 1333-1323) adı yazılıdır.

Akhenaton, tahta geçtiğinde râhip sınıfının gücünün krallıktan fazla
olduğunu ve yönetimi ellerinde tuttuklarını fark etmiş ve bundan
kurtulmak istemişti. Bir başka kaynağa göre ise Firavun, bir güneş
râhibi olan amcasının etkisindeydi.

Başkenti Teb'den, şimdiki adıyla el-Amarna'ya taşıdı

. Amarna'ya "Aton'un Ufku" anlamına gelen "Akn-et-Aton" adı verildi, sonra "Amon'un Büyük Râhipliği" makamını kaldırdı.

Akhenaton'un tek bir tanrıya inanması, halkını tedirgin etmişti.
Özellikle Akhenaton'un düşmanları, onun eski firavunlar kadar güçlü
olmayı amaçladığına ve artık büyük ölçüde râhiplerin eline geçmiş olan
dinsel gücü yeniden kazanmaya çalıştığına inanıyorlardı. Onlara göre
tek bir tanrıya tapmak çok, yanlıştı.

Teb'de bir isyân çıktı; ama ordu, bastırdı. Akhenaton, kararlıydı. Yeni
dinin esaslarını belirledi ve mistik şiirler yazdırdı. İnancının
temelinde yalana karsı gelerek gerçeğe ulaşma düstûru vardı ve Tek
Tanrı'ya olan sevgi, derin duygularla anlatılıyordu; mezar taşlarında
"Ey. biricik Allah ,senden başkası (ve senden başka bir ilâh) yoktur."
yazıları bulunmuştur.

Kralın eylemlerinin meşrûiyeti, mitoslarla desteklenmiştir.
Anlatılardan çıkardığımız ölçüde; Aton kültü, henüz Akhenaton'un
doğuşundan önce, ailesi tarafından tertip edilen bir ritüelle
gerçekleşmiştir. Babası, Akhenaton henüz doğmadan yaptırmış olduğu
sun'î bir göl içinde, altın ile yaldızlanmış bir kayığı dolaştırmış, bu
kayığın ismine de Teye, "Aton" ismini vermişti... Spekülasyonu biraz
daha ileriye götürecek olursak, anne ve babanın, Amon-Re rahiplerinin
nüfuzundaki güçlenmeden rahatsızlık duyarak, iktidârı "kendilerinin
mutlak hâkimiyetine" dönüştürebilme gayretlerinden dolayı oğullarını
genç yaşta güçlü bir eğitime tabi tuttukları söylenebilir.

Firavunların halka benimsettirdiği resmî din, eski ve geleneksel olan
her şeye katıksız bir bağlılığı zorunlu kılıyordu. Oysa Akhenaton,
resmî dini benimsemiyordu. Tarihçi Ernst Gombrich, şöyle yazıyor:

"Eski geleneğin kutsadığı bir çok alışkanlığı kaldırıp, halkının, garip
bir biçimde betimlenmiş sayısız tanrısına saygı göstermek istemedi.
Onun için tek bir yüce tanrı vardı, o da Aton'du. Aton'a taptı ve onu
güneş biçiminde imgeleştirtti. Öteki tanrıların râhiplerinin etkisinden
korunmak için, sarayını bugünkü El-Amarna'ya taşıdı"

Putperestlikle mücâdelesinde çok kararlı olan Akhenaton, Karnak'taki
Amon tapınağını kapattı. Yerine GEMATON (Aton'u bulduk) adında başka
bir mâbed inşâ ettirdi. Akhenaton'un kendisinin iman ettiği ve halkının
da iman etmesini istediği ilâh, yalnızca Mısır halkının ilâhı değil,
bütün insanlığın ilâhıydı. Bütün evrenin yaratıcısıydı Güneş'i ve Ay'ı
da O yaratmıştı.

İlâh'ın Bir, isminin ise Aton olduğunu halkına ilan etti.
Tapınaklardaki bütün putların kırılmasını, duvarlardaki tanrı (!)
isimlerinin kazınmasını emretti. Ameophis (İmparatorluk tanrısı Amus
razı olsun) olan adını Akheneton ( - İslamiyet'teki Abdullah adı gibi -
Aton'un hadîmi, yâni hizmetkârı) olarak değiştirdi. Akheneton'un
inandığı ve halkının da inanmasını istediği İlah, kendi ifâdesine göre,
yalnız Mısırlıların değil, bütün insanların, bütün kainatın
Yaratıcı'sıydı. Güneş'i, Ay'ı, yıldızları yaratan "O" idi.
Akhenaton, bir şiirinde Rabbine şöyle sesleniyordu:

“Aton… Gündüz gibi ışıklı Aton.
Gözlerimiz sana bakıyor. Seni görüyor sana karşı..
Sen, benim kalbimdesin.
Fakat [onlar,] seni tanımak istemiyorlar.
Sadece ben, senin kulun Akhenaton, Seni tanıyorum.
Onlara araştırma gücü ver!
Senin gücün, senin planın, sonsuzdur.
Dünya Sana ait ve Senin.
Çünkü onu Sen yarattın.”

Bir başka şiirinde de şöyle der:

“Senin nûrunla bütün yollar açılır.
Balığın suda zıplaması, Sen'dendir.
Senin nûrun, rûhların kalbine nüfûz eder...”


Halkın, krallara ulûhiyet verme fikrini de yıkmak isteyen Akhenaton,
dînî törenlere tüm halkının gözü önünde eşi ve çocuklarıyla birlikte
katıldı.

Kraliçe Nefertiti, o dönemin en güçlü kadınlarından biriydi. Kocası
Akhenaton'la aynı eşit haklara sahipti. Bazı kararları kocasının yerine
verebiliyordu. Bir kraliçenin firavunla aynı yetkiye sahip olması da
Mısır'da alışılmış bir durum değildi. Bundan halk ve din adamları,
rahatsızdı. Çok tanrılı dinden Tek tanrılı dine geçişte eşine verdiği
destek yüzünden düşmanları artmıştı.

Şurası bir gerçektir ki, bir firavunun bir anda tüm tanrıları -
özellikle de Amon'u - reddedip Aton'u yüceltmesi, Mısır için gerçekten
gerek gündelik hayatta, gerek siyâsî açıdan büyük bir şok olmuştur. Bu,
aynı zamanda cesaretli bir harekettir. Çünkü Akhenaton, inancını kabul
ettirirken o dönemde büyük güç sahibi Amon rahiplerini boyun
eğdirebilmiştir.


Zamanın kaynakları, Aton dinini getirdikleri için ilâhların (!) onlara
ceza verip erkek çocuğu vermediğini firavunun da ilâhları simgeleyen
putları yıktırıp hepsinin yerine Aton kültürünü getirdiğini
belirtirler. Yani ilâhların (!) verdiği cezaya isyân eden firavun,
onların varlıklarını da reddediyor. Sonuçta Nefertiti'ye verilen cezâ,
onu çok derin bir üzüntüye ve mutsuzluğa sevk etmiştir.

Güneş Tanrı Aton'a tek tanrı olarak tapılmasını devlet dini yapmaya
uğraşan, bu uğurda başkenti ve kendi adını bile değiştiren (Amenhotep
adı Güneş Tanrı'nın hizmetkârı anlamına gelen Akhenaton'a dönüşmüştür)
bu firavun, sanatçıları gerçekçiliğe yöneltti. İnsanları oldukları
gibi, yürürken, oynarken, konuşurken yani kısaca doğal halleriyle
göstermelerini istedi. Bu dönemde geleneksel fantastik Mısır sanatı,
daha gerçekçi ürünler vermeye başladı. Edebiyatta hiciv ve mizâh
gelişti. Hatta şiirlerde açık-saçıklık dönemi başladı. Adını
bilmediğimiz Mısırlı kadın şairler, son derece kışkırtıcı şiirler yazdı.

Akhenaton'a ilk karşı çıkanlar Mısır'ın çok kudretli bir tabakası olan
râhiplerdi demiştik. Ancak Akhenaton, onların ve o güne kadar
firavunların yaşadığı Teb şehrinden ayrılarak kendisine Amorna
(El-Amarna) şehrini kurdu. Ölünceye kadar da burada yaşadı.

Akhenaton, büyü ve sihri yasakladı. Ölümden sonra da tek hâkimin Aton
olduğuna inanıldı. Yeni dine inanan, Aton'un büyüklüğü ve tebliğine
iman eden kişi, öte dünyada da mutlu olacaktı. Buna rağmen. Akhenaton,
tanrı oğulluğu sıfatını da reddetmedi ve yüzyıllar sonraki Hz İsa'yı
anımsatan bir tür peygamberlik yaklaşımı içindeydi. Ama önemli bir yön
daha vardı, kişi Tanrı'ya asla bir ihtiyâcını karşılamak için hitap
etmezdi. Aksine, doğanın güzelliğine ve Yaratıcı'nın iyiliğine heyecân
ve aşk duyan biri olmalıydı. Gökten akan ve yaşamın kaynağı olan Nûr'a
tapılırdı. Eşit olarak yayılan aydınlık, adalet kavramını simgelerdi ve
bu Nûr, Gerçeklik Ülkesi'ne bağlıydı, burada da Anadolu Tasavvufu'nun
bâzı çizgileri ister istemez akla geliyor. Bir yazıtta söyle denir;

"Ey yaşamın başlangıcı olan Aton, yeryüzünü güzellikle doldurursun,
ışığın yarattığın her şeyi aydınlatır ve her şey senin aşkının
bağlarıyla bağlanır, her göz kendi üstünde seni görür, Ey Sen ki, tek
ilahsın ve hiçbir benzerin yoktur, sen dünyayı kalbinin istediği gibi
yarattın..."


Anlaşılıyor ki; Akhenaton ,Tek tanrı düşüncesinin simgesi olarak güneşi
ve ışınlarını seçmişti. Tapılan bir heykel veya put yoktu. Bu yeni din,
yuvarlak kırmızı bir güneş ve ondan çıkarak yere inen ve uçlarında el
şekilleri bulunan ışınlar olarak simgelendi.

Aton'un da sembolü, - tıpkı Ra gibi - güneş kursuydu.

Ancak Teb'in önde gelenleri, O'nun bu dini tebliğ etmesine müsaade
etmediler. Akhenaton ve ahâlisi, Teb şehrinden uzaklaşarak Tell
El-Amarna'ya yerleştiler. Burada "Akh-en-Aton" adında yeni ve modern
bir şehir inşa ettiler. IV. Amenofis; yani "Amon'un Hoşnutluğu"
anlamına gelen adını, Akh-en-aton yani "Aton'a Boyun Eğen" olarak
değiştirdi. Amon, çok tanrılı Mısır dininde en büyük toteme verilen
isimdi. Aton ise, Amenofis'e göre "göklerin ve yerin yaratıcısı" idi,
ki bu sıfatla Allah'ı kast etmiş olması kuvvetle muhtemeldir.

Aton, İbranilerin Adon (Adonay) dediği tanrıyla da aynıdır. Adon, daha
sonra İbrânîler tarafından "Öyle Olsun" anlamına gelen "Amen"
kelimesine dönüştürülmüştür. Kelime kökü olarak Sümer'in Mutlak tanrısı
Anu'dan türediği düşünülür.

Bu tanrının somut bir betimlemesi yoktu. Duvarlarla çevrili, üstü açık
bir tapınakta tapınılırdı. Sanatkârlara tâlimat vererek, eserlerinde
gerçekçi bir yaklaşım izlemelerini emretti. Böylece abartılı resimler
ve kabartmalar yapılamayacaktı. Her şey, sade ve olduğu gibi
resmedilecekti.

Resmi Tanrı'nın yalnızca ismi değil, sembolik yapısı da değişir, şahin
başının yerine güneş diski konumlanır. Bu bir tarafa, eski inanışların
aksine Akhenaton, Aton adına put yapılmasını yasaklar. Yani herhangi
bir yerde Aton'a ait bir heykel gözükmemekte, buna karşın "büyüğünden
küçüğüne" çeşitli derecelerde yer alan memurların, Kral'dan aldıkları
güçle, başta Amon olmak üzere eski Tanrıların isim ve putları üzerinde
önüne geçilmez bir yıkım eylemi uyguladıkları saptanmaktadır. Dokuz
senenin sonunda Amon rahiplerinin elindeki tüm nüfuz ve maddi birikim
yok olmuştur.

Elbette henüz 13 yaşında iktidara gelen bir hükümdarın böylesi bir
kararlılık göstermesi şaşırtıcıdır. Bununla birlikte, böylesine büyük
bir sorumluluğun arkasında ne kadar iyi eğitilmiş olursa olsun 13
yaşında bir çocuğun bulunduğunu düşünmek, aynı oranda yanıltıcıdır.
Kendisini tüm tebasının "babası ve annesi" olarak tanımlayan Kral, yeni
Tanrı'nın dişil niteliğine daha önce görülmedik düzeyde önem vermiştir.

Akhenaton devrimi, Mısır'ın seçkin dininin, iç savaşlar ve dış
istilalardan sonraki en önemli yıpranış durağını simgelemektedir.
Amon-Ra dini iktidarına karşı tepkili bir halkın, saraya sızmak
suretiyle gerçekleştirdiği bir komplo şeklinde tasarlanabilecek bir
devrim, elbette eninde sonunda spekülasyondur. Ancak şu bir gerçektir
ki, olan bitenden hoşnut olmayan kesimin başında, Mısır inanç
sistematiğinin gördüğü zararı saptayan ve alt sınıfların yağmasının
doruğunu hisseden din adamları sınıfı gelecektir. Amon-Ra iktidarının,
halk içindeki konumlanması ve gösterilen tepki, bizi kaçınılmaz
biçimde, sınıf savaşımının önemli bir dönemecine götürür. Çok sayıda
tasvirin doğruladığı ölçüde, Akhenaton devrimi, halk ile kraliyet
ailesi arasındaki kaynaşmayı vurgulamaktaydı.

Eskinin birleşmez parçaları, sınıf gerçeği, yöneten ve yönetilen
odakları, Aton'un öncülüğünde eşsiz bir hoşgörü ile bir araya gelmişti.
Bu kesin propagantif nitelikli yorumlar, halkın içinden çıkmasına
karşın, iktidara geldiğinde hala halk için düşünebilmeyi ve halk
içindeki ideallerini yaşatmayı başaran bir kadının soyut-gerçekdışı
tablosunu bir tarafa bırakmamızı zorunlu kılar. Tarihsel deliller,
Akhenaton'un toplumdaki huzursuzluklara, paralı askerlerle müdahale
ettiğini gösterir.

Aton, her işinin ucunda bir el olan bir Güneş olarak çizilirdi. Diğer
tanrıların aksine, tek tanrı Aton'un insânî tasviri yoktur. Bu da
semâvî dinler ile paralellik gösterir. Ama uzun soluklu bir inanış
olmamıştır.Amon Rahipleri, ülkenin içinde bulunduğu bir ekonomik
krizden de faydalanarak Akhenaton'un gücünü elinden almak istediler.
Düzenlenen bir komplo ile Akhenaton, zehirlenerek öldürüldü. Ondan
sonra gelen firavunlar da hep rahiplerin etkisi altında kaldılar.
Tarihte ilk soyut tek tanrı inanışını yerleştirmeye çalışan
Akhenaton'un ölümünden ( M.Ö. 1352 ) sonra, Amon rahipleri yeniden
etkinlik sağlayarak, bu inanışı yok ettiler ve Mısır'ı eski inanışına
döndürdüler. Akhenaton "sapkın firavun" olarak ilan edilmiş ve bu
inanış Tutankhamon tarafından ortadan kaldırılmıştır. Eski tanrılara
geri dönülmüştür.Ayrıca Akhenaton ve Aten hakkındaki tüm belgeleri
yakılmış, Aten tapınakları yıkılmış ve Amarna şehri talan edilmiştir.

Akhenaton'un ölümü sonrası, Aton inancı da son bulmuştur. İktidar
boşluğunu fırsat bilen Amon rahipleri, Smenkhare ve Ay'ın ölümünden
sonra çocuk yaştaki Tutankhaton ve karısı Ankhesenpaaton'u tahta
çıkarmışlardır. Burada çok ilginç bir olayla karşılaşıyoruz. Aton
döneminde doğmuş olan bu kişinin adları, sırf "lanetli tanrı"nın adını
taşıdığı ve halka kötü bir izlenim bıraktığı için Amon rahipleri
tarafından değiştirilmiş ve Tutankhaton / Tutankhamon adını almış,
Ankhesenpaaton ise Ankhesenamon adını almıştır.

Akhenaton'un ölümünün ardından kral olan Smenkhare'nin kısa sürede
ölmesinin ardından, olasılıkla Amon rahiplerinin desteğiyle başa geçen
Tutankhamon, "Restorasyon Fermanı"nı yayınlamıştır. Bu fermana göre,
Aton yasaklanmasa bile, tarihin derinliklerinde yok olup gitmeye mahkum
edilmiştir. Kralın yeni naipliği Aya isminde, eski kralın
danışmanlarından birisi tarafından üstlenilir. Tutankhamon'un ölümü de,
Akhen-aton gibi, kuşkuludur. Genç yaştaki ölümünün, tam da Amon karşı
devriminin gereklerinin ardından gelişi dikkat çekicidir. Bu bir
tarafa, Firavun'un mezarının Teb'deki Kral mezarlarının dışında,
gizlenme amacıyla kazılmış olması, tarihsel sürecin doğal işlemediğini
göstermektedir. Ancak tarihsel gerçeklerden çok, popüler kültürün
ilgisini çeken, gizemli öykülerdir ve XX. yüzyılın hemen başında Eski
Mısır'a duyulan korku, Tutankhamon aracılığıyla ete kemiğe bürünmüştür.
Bu XX. yüzyılın korku endüstrisinin en önemli başvuru kaynaklarından
birisi olarak gözükmektedir Firavun. 1923 yılında Tutankhamon'un
mezarının Lord Carnarvon ve ekibi tarafından açılışının ardından
yaşananlar çok sayıda spekülasyonun konusu olmuştur. Henüz başlangıçta,
Tutankhamon'un cenaze salonunu giriş kapısının üzerindeki yazı, tüyleri
diken diken eder niteliktedir: "Burada dinlenen firavunu ebediyeti
içinde rahatsız edecek kişiye ölüm kanatlarıyla dokunacaktır."

Akhenaton'dan sonra başa asker kökenli firavunlar geçti. Bunlar eski
geleneksel çok tanrılı dini yeniden yaygınlaştırdılar ve eskiye dönüş
için önemli bir çaba harcadılar. Yaklaşık bir yüzyıl sonra da Mısır
tarihinin en uzun süre hükümdarlık yapacak firavunu II. Ramses başa
geçti. Hz. Musa gelene kadar da batılın hükmü Mısır'da sürdü. Ramses,
birçok tarihçiye göre İsrailoğulları'na eziyet eden ve Hz. Musa ile
mücadele eden firavundu.

Akhenaton, kendisi ve ailesi için yaptırdığı mezarda yapılan bütün
incelemeler herhangi bir mumyalama işleminin gerçekleşmediğini
göstermektedir. Onun ölümünden sonra, güçlü ruhban sınıfı eski çok
tanrılı dinlerini canlandırdılar ve kendilerinden alınan iktidar gücünü
geri kazandılar. Çok geçmeden eski tanrıların yeni heykellerini
yaptırarak tapınaklara yerleştirdiler. Başkent yeniden Teb'e nakledildi
ve bu şekilde bir muvahhidin çabaları yok oldu gitti. Ancak Mısır'da
indirilen tevhid bayrağı, yaklaşık bir asır sonra gelecek güçlü bir el
tarafından yeniden dalgalandırılacaktı. Bu, Hz. Musa'nın eliydi.


Teoloji ve Aton Dini Felsefesi


Aton teolojisinin özü, Aton'a hitaben yazılmış ve günümüze dek korunan
ilahilerde yer almaktadır. Aton, hayatın kaynağı olarak nitelenirken,
güzelliğin, ihtişamın, parlaklığın ve büyüklüğün özü ona
atfedilmektedir. Aton'un çekip gitmesi ve dinlenmesi anlamına gelen
batım anından sonra ise, dünya tehlikelerle, aslanlar, yılanlar ve
hırsızlıklarla tehdit altındadır. Ancak hepsinden önemlisi Aton'un
yaşam veren gücü, bir Mısırlı'yı ayakta tutan geçim kaynaklarına
sunduğu destektir:

"Bütün davarlar otlarla yaşar.
Bütün ağaçlar ve nebatlar gelişir.
Bütün kuşlar sazlıklarda kanat çırpar/Kanatlarını seni takdis için açarlar.
BÜtün koyunlar ayak üstü oynar.
Kanatlı her şey uçar/Ve hepsi, senin aydınlığın sayesinde yaşar... "



Aton, yalnızca insanın yaşamsal öğelerinin değil, bizzat insan
yaşamının da yaratıcısıdır. Kadının içindeki yavruyu, yani insanı
yaratan Aton, çocuğa anne karnında dahi, göz kulak olan varlıktır. Aton
çok uzakta, yaptıklarının çoğu insanın anlayışına kapalı bir şekilde
yaşar...

"Ey biricik ilah ki, kuvvetine bir kimse malik değil.
Sen bu arzı istediğine göre yarattın.
Ve sen yalnızdın/İnsanlar; büyük, küçük bütün davarlar.
Yeryüzündeki herşey ki
Ayakları üzerinde yürür
Ve yüksekle olan herşey ki
Kanatlarıyla uçar.
Suriye ve Nubiye memleketlerinde
Mısır diyarında
Herkese layık olduğu yeri seçersin
Bütün ihtiyaçları verirsin..."



Aton, yalnızca milletlerin değil, tüm yaşamın kaynağı Nil'in de
yaratıcısıdır. Nil ki halkı diri tutandır ve onu yeraltında yaratan
Aton'dur. Kabile Tanrılarından sıyrılan ve evrensel bir Tanrı
tasavvurundaki bu ilk nokta Aton'a adanmış şiirde açık bir şekilde
gözükmektedir. O, tüm milletleri yaratıcısı olarak, onlara hayat veren
olarak değerlidir. Mevsimleri de yaratan Aton'un diğer Tanrılar
karşısındaki üstünlüğü de çeşitli vesilelerle açıklanmaktadır.

Belki de Zerdüşt'ten çok daha önce, Tanrı'la doğrudan diyalog yöntemi
gözükür. Akhen-aton, kendisini Tanrı'nın oğlu olarak nitelerken ondan
bir takım dileklerde bulunmakta, başarı için onun rızasını dilemektedir.

"Oğlun Akhen-aton'un koru
Sen ona, tedbirinle ve kudretinle akıl verdin
Cihan senin elindedir, yarattığından beri"


İlerleyen bölümlerde ise bu yakarış, çok daha açık bir şekilde gözükmektedir:

"Sen bunları oğlun için
Senden gelen oğlun için
Doğruluk içinde yaşayan hükümdar için/Ömrü uzun olsun Akhen-aton için
Onun sevgili kral kızı karısı, İki yurdum kraliçesi Nefertiti için yarattın
Ve bunlar refah içinde devam eden bir ömür sürüyor..."


Akhenaton'un iç siyasetteki kararlılığı dış siyasetteki baskılarla
sarsıldı. Barışçıl bir öğretiye sahip olan bu Firavun zamanında Mısır,
Asya topraklarını kaybetti... Doğu'nun kralları iç siyasetteki
hareketliliği ve rahiplerin hoşnutsuzluğundan beslenen iç huzursuzluğu
kendilerine destek bilerek Mısır ülkesine seferler düzenledi. Ordudaki
güçsüzlüğün ve dış istilalara karşı başarısızlığın kökeninde, saltık
olarak Kral'ın barışsever politikalarını görmek hatalıdır. Özellikle,
bir din devriminin gerektirdiği maddi masrafların Kral'ın orduya
yönelik harcamalarını kısıtladığı gerçektir. Yeni bir din, yeni bir
başkent, yeni yükümlülükler ve dini organizasyonun baştan aşağıya
yenilenmesi... Akhenaton, tüm dünyanın ağzını sulandıran askeri
güçsüzlüğünün üzerine gidemeyecek kadar meşgul gözükmektedir.

Karanlık bir komplonun sonucunda güçlü bir devrim girişiminin sona
erişi, kaçınılmazcasına eskinin ani geri dönüşünü doğurdu... Sonraki
Firavun, Amon'a iade-i itibar yapan Tutankhamon zamanında Teb'e geriye
dönüldü ve Amon rahibi ile ilişkiler düzeldi. Akhen-aton'un ölümü çok
sayıda edebi metni destekleyen spekülasyonlara açıktır. Kral'ın genç
yaşta ölüşü, kendine naib olarak belirlediği damadı Smenhkara'nın çok
kısa bir zaman içinde devrilişi ve yerine Tutankh-Amon'un gelişinin
ardından Amon rahiplerine nüfuzlarının geriye verilişi, spekülatif
tarihçiler için olduğu kadar, edebiyatçılar açısından da önemli
fırsatlar içermekteydi. Böylesi bir edebi metine yakışır trajedi ise,
Amon rahiplerinin eski Kral'a "o cani" lakabını uygun görerek,
mumyasını horlamaları oldu. Kral, mezarından çıkarılarak, annesinin
mezarına fırlatıldı. 1907 yılında, burada bulunan Akhenaton'un
ayaklarının dibinde, bir tablet bulundu...

"Senin ağzından gelen tatlı nefesi kokluyorum
Senin güzelliğini her gün görüyorum
Bütün hazzım, şimal rüzgarıyla da gelen senin tatlı sesini işitmek"




Eski Mısır'a yaşlı bir adam gençlerin bulunduğu bir yere gelince
gençler oturdukları yerden kalkmak zorundaydılar. Erkekler sünnet
oluyorlardı. Domuz eti yemek günahtı. Tapınağa girmeden önce el ve
ayaklarla yüz belirli bir ritüele uygun olarak yıkanıyor, yani abdest
alınıyordu. Cinsel ilişkiden sonra da mutlaka yıkanmak lüzumu vardı
(gusül abdesti).

Mısırlıların ahiret hakkındaki bu inanışlarının tevhid inancıyla ve hak
dinle bir paralellik gösterdiğini fark etmemek mümkün değildir. Sadece
ölümden sonraki hayata inanç bile eski Mısır medeniyetine de hak dinin
ve tebliğin ulaşmış olduğunu fakat bu dinin sonradan bozulmaya
uğradığını, tek tanrı inancının da bu bozulmayla birlikte çok tanrı
inancına döndüğünü ispatlar niteliktedir. Nitekim dönem dönem insanları
Allah'ın birliğine ve O'na kul olmaya çağıran uyarıcıların eski Mısır'a
da gönderildiği bilinmektedir. Bunlardan biri, hayatı Kuran'da
detaylıca anlatılan Hz. Yusuf'tur. Hz. Yusuf'un tarihi,
İsrailoğulları'nın Mısır'a gelmeleri ve burada yerleşik düzene
geçmelerinin başlangıcını teşkil etmesi açısından da son derece
önemlidir.

sn dragon netten bulabildiğim bilgiler bunlar bu kişilerin hakkında fazla bilgi bulunmamasının nedeni ise tarihte etkin oldukları kadar kişiler yer alırlar biliyorsunuz. demekki bu kişide bu kadar yer almış yinede elimize geçen bilgileri paylaşacağım selamlarımla...
avatar
ali
Astro Özel Üye
Astro Özel Üye

Erkek
Koç Yılan
Mesaj Sayısı : 518
Yaş : 53
Nerden : tr
Kayıt tarihi : 31/03/10

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Geri: Tek tanrı aton ve akh-en-aton

Mesaj tarafından ali Bir Paz Tem. 04, 2010 8:57 am

Akhenaton
























Akhenaton





Akhenaton ya da IV. Amenhotep olarak da bilinir. Mısır yeni dönem 18. hanedanının bir firavunudur. Kraliçe Tiye ve III. Amenhotep'in genç olan çocuğudur. Büyük kardeşi Thutmosis babasından önce ölünce tahtı önce ortak oldu sonra da M.Ö. 1353-1336 ya da M.Ö. 1352-1334 yılları arasında (Mısır kronolojisinde değişir) firavunluk yaptı. Eşi Nefertiti'ydi.
İsimleri:

  • Amenhotep (doğumda verilen ismi)=Amon hoşnuttur.
  • Amenophis (isminin yunan gezginlerce söylenen hali)
  • Nefer-kheperu-Ré (Ön ismi ya da ünvanı) =Ra'nın şekilleri güzeldir.
  • Akhenaten (Aten için çalışan) Atenizmi kurduğunda verilen isim.=Aten'in hizmetkarı.
  • Akhenaton, Akhenaten'in alternatif bir söylenişi. Tıpkı Akhnaton, Akhnaten, Ikhnaton gibi...



//

Yaşamı


M.Ö. 14. yüzyıl yaşamış olan Mısır kralıdır. Babası III.
Amenhotep'in ölümünden sonra tahta geçti. Tahta geçtiği ilk yıllarda
aile adı olan Amenhotep'i (Amonun hoşnut olduğu) kullandı. Daha sonra
adını değiştirerek Akhenaton (Atonun hizmetkarı) ismini kullanmaya
başladı ve geleneksel çok tanrılı Mısır dinini yasaklayarak tek tanrılı
Aton dinini kurdu.
Kralığının 5. ya da 6. yılında kökten bir kararla yüz yıllardır Mısır'ın başkenti olan Teb'i
terk ederek bugün Tel el Amarna olarak bilinen el değmemiş topraklara
yeni bir başkent kurmaya karar verdi. Akhenaton, eski tanrıları yok
etmek için tapınaklardan eski tanrıların isimlerini sildirdi.
Ahenaton yaklaşık 15 yıl tahtta kaldı. Ölümünün ardından kurduğu din
çöktü. Akhenaton'un şehri yerle bir edildi ve lanetli firavun olarak
anılır oldu.
Akhenaton'dan sonra 8 yaşında tahta geçen, -Akhenaton'un oğlu olduğu tahmin edilen- Tutankhamon
da fazla yaşamadı ve baba-bir kızkardeşi olan Ankhesenamen ile olan
çocukları ya doğum öncesi ya da doğum sonrası öldü. Tutankhamon da 18
yaşında ölünce bu nesil son buldu.
El Amarna dönemi


Burası yeni dinin yaşanacağı ve Teb'deki düşmanlardan uzak bir
sığınak olarak tasarlanmıştı. Bu şehir, tarihteki ilk planlı
yerleşimlerden biridir. Binalar, tapınaklar ve yollarıyla tamamen güneş
tanrı Aton'a tapmak için tasarlanmıştır. Amarna'nın tamamlanmasına
yakın Kral ve eşi Nefertiti şehre yerleştiler. Bu arada Mısır büyük bir
istikrarsızlığa düşmüştü. Bu dönemde sanatta da yenilikler olmuştur:
firavun resimleri eskisi gibi tanrısal bir durağanlıkla değil, daha çok
gerçekçi şekilde çiziliyordu. Bir bakıma sanatın dinden ayrılmasını
Akhenaton başlatmıştır. Firavun geleneksel sahneler dışında, yemek
yerken, karısını öperken, bir törene başkanlık ederken de
çizilebiliyordu. Uzun boyunlu, göbekli resmedilen Firavunun resimleri
oldukca ilginçtir. Uzun boyunlu beden yapısı, bu dönemdeki diğer
eserlerde de sık sık kullanılmıştır.
Aton dini


Akhenaton tahta geçişinin birinci yılında din alanında bir devrim
yaparak Atenizm (bazen Atonizm) dinini kabul ettiğini ve tüm diğer
Mısır tanrılarını reddederek (Ra, Maat, Hathor, İsis, Nephthys, Set,
...) tek tanrı olan güneş tanrısı Aton'a ibadet edilmesini bir kanunla
halka duyurdu.Buradaki güneş semboliktir.O zamanlar tek tanrıya
inananların sembolü güneştir. Öte yandan Aton Hz.Yusuf'un ve bütün insanlığın tanrısı Adonay'ın
Mısır dilindeki karşılığıdır. Başlangıçta eski Mısır diniyle benzer
gibi gözükse de, Atenizm tek tanrılı bir dine geçiş teşkil etmektedir.
Aten bu noktada Ra-Amon-Horus un bir karışımı olarak dikkat
çekmektedir. Akhenaton'un yaşadığı dönemde Amon Rahipleri oldukça
güçlüydüler. Firavun herhangi bir iş yapmadan rahiplere danışmak ve
kehanetlerine başvurmak zorundaydı. Akhenaton bu etkiden kurtulmak ve
kendi inançlarının da doğrultusunda eski Mısır dinini yasaklamış, Karnak
tapınaklarını kapatıp Amon rahiplerinin görevine son vermiştir. Bu
durum ülkede büyük bir kargaşaya sebep olmuştur. Ölümünden sonra dini
terk edilmiştir. Akhenaton ve soyundan birçok kimsenin isimleri tapınak
duvarlarından silinmiştir. Bu dönemle ilgili birçok konu hala
araştırılmaktadır.
Musa, Tevrat'ta sözü edilen II. Ramses (d. M.Ö. 1302 – ö. M.Ö. 1213)
ile dönemdaştı ve zaten bilinen en eski tek Tanrılı Semitik Din de
Yahudilik'ti; Oysa daha önce yaşamış olan Akhenaton, aşağı yukarı aynı
bölgedeki daha eski tek Tanrılı dini benimsemiş, savunmuş ve dönemdaşı
olan kendi rahipleri (Ay) tarafından da alel acele yokedilmiş,
savunduğu din de örtbas edilmiştir.
Hz yusuf Aleyhisselamın tebliği ile Akhenaton tek tanrılı dini
bugünkü islam dininin Tevhid (Tek İlah) anlayışını benimsemiştir..
bu da wikipedia dan...
avatar
ali
Astro Özel Üye
Astro Özel Üye

Erkek
Koç Yılan
Mesaj Sayısı : 518
Yaş : 53
Nerden : tr
Kayıt tarihi : 31/03/10

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Geri: Tek tanrı aton ve akh-en-aton

Mesaj tarafından ali Bir Paz Tem. 04, 2010 8:59 am

sn dragon bakın meşhur harun yahya konu hakkında bir derleme yapmış isterseniz bir inceleyin...

http://www.esselam.net/harunyahya/imani/kavimler/helak16.html

____ASTROFLAME____________________________
Bu dünyada CENNET te yaşayacağız diye değil...
Yaşadığımız yeri CENNET yapmak üzere gönderildik...
avatar
ali
Astro Özel Üye
Astro Özel Üye

Erkek
Koç Yılan
Mesaj Sayısı : 518
Yaş : 53
Nerden : tr
Kayıt tarihi : 31/03/10

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Geri: Tek tanrı aton ve akh-en-aton

Mesaj tarafından Paper Dragon Bir Paz Tem. 04, 2010 9:26 am

Ahah Harun yahya. Türkçe kaynak bulamam diye arastimamistim bile. Ahah. Neyin nerden çıkacağı belli olmuyor. Teşekkür ederim hemen oluyorum. Sizin yorumuzu da bekliyorum.

____ASTROFLAME____________________________
Hayatta ölümden daha ciddi bir şey yoktur.
avatar
Paper Dragon
YÖNETİM
YÖNETİM

Erkek
Oğlak Horoz
Mesaj Sayısı : 978
Yaş : 36
Nerden : Ank-En-Aton
İş/Hobiler : -
Lakap : Ho Ho Ho Nail Baba :)
Kayıt tarihi : 20/02/10

https://www.youtube.com/watch?v=GdZn7k5rZLQ

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Geri: Tek tanrı aton ve akh-en-aton

Mesaj tarafından ali Bir Paz Tem. 04, 2010 9:43 am

bu konuyu akşam konuşalım inş..sn dragon olurmu? selamlar güzel bir pazar dilerim...şimdi güzel bir melekle bir pazar gezisi yapmam gerekiyor herkese iyi forumlar ...Smile

____ASTROFLAME____________________________
Bu dünyada CENNET te yaşayacağız diye değil...
Yaşadığımız yeri CENNET yapmak üzere gönderildik...
avatar
ali
Astro Özel Üye
Astro Özel Üye

Erkek
Koç Yılan
Mesaj Sayısı : 518
Yaş : 53
Nerden : tr
Kayıt tarihi : 31/03/10

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Geri: Tek tanrı aton ve akh-en-aton

Mesaj tarafından Paper Dragon Bir Paz Tem. 04, 2010 9:54 am

Tabi ki iyi eğlenceler.

____ASTROFLAME____________________________
Hayatta ölümden daha ciddi bir şey yoktur.
avatar
Paper Dragon
YÖNETİM
YÖNETİM

Erkek
Oğlak Horoz
Mesaj Sayısı : 978
Yaş : 36
Nerden : Ank-En-Aton
İş/Hobiler : -
Lakap : Ho Ho Ho Nail Baba :)
Kayıt tarihi : 20/02/10

https://www.youtube.com/watch?v=GdZn7k5rZLQ

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Geri: Tek tanrı aton ve akh-en-aton

Mesaj tarafından Paper Dragon Bir Ptsi Tem. 05, 2010 1:13 pm

300 yıl sonra diyor. Akhenaton 18. hanedan da ise hz. yusuf 15. hanedan dan mı?

http://www.mysterieszone.com/egypt-dynasties/fifteenth-dynasty.htm


Yabancı kaynaklarda 1-15. hanedanlar Hyksos ailesinden geliyor. 15 ten sonra değişiyor. Akhenaton Hyksos dan değil. Yakup la Yusuf arasında da tarihle ilgili farkklı ifadeler vardı. Eğer öyle değil se bile Akh en aton mısır tarihinde de hususiyetle bu özelliğiğine vurgu yapılan tek firavun. KAynakların genelinden de anlaşılacağı gibi amon rahipleriyle baş etmek epey zor. Nihayetinde adamların elinde parapul güç var. Bu adamlar civadan yılan yapıp sallayan artisler.


HArun yahya nın metnine göre Yusuf a.s. 15. hanedenda yada 14. hanedanda. Ama Yusuf firavunsa bu muhakkak bilinirdi. başka tek tanrılı firavun yok, görünüşte. Ölümünden sonra dininin unutturulmaya çalışılması. Kulağa akıllıca geliyor.

____ASTROFLAME____________________________
Hayatta ölümden daha ciddi bir şey yoktur.
avatar
Paper Dragon
YÖNETİM
YÖNETİM

Erkek
Oğlak Horoz
Mesaj Sayısı : 978
Yaş : 36
Nerden : Ank-En-Aton
İş/Hobiler : -
Lakap : Ho Ho Ho Nail Baba :)
Kayıt tarihi : 20/02/10

https://www.youtube.com/watch?v=GdZn7k5rZLQ

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Geri: Tek tanrı aton ve akh-en-aton

Mesaj tarafından ali Bir Ptsi Tem. 05, 2010 1:25 pm

sn dragon tarihler yanıltabilir nede olsa binlerce yıl geçmiş üzerlerinden...yusuf un firavun olmadığı açık çünkü firavun soyundan değil...akh en aton ise firavun soyundan gelen arınmış biri, tabi yinede sonrasında tahrip olmak kaçınılmaz bir son...
bence bu aşamada dikkat edilmesi gereken nokta, tarih içersinde hemen hemen her karanlık devir zirve yaparken mutlaka birileri çıkıp bir anlamda yeryüzüne nizam ve intizam getirmiş bir şekilde...yani iyi ile kötü hep mücadele etmiş...misal vermek gerekirse isa dan sonra ben araştırmaya çalıştım dikkat ettim 600 yıllık bir süreç var ama tek nebi veya arınmış biri yine peygamnberimizin atalarından "sinan" adında biri gelmiş bu ilginç geldi bana demekki hz. ibrahimin temellerini attığı hanif inancı pek o kadar tahrip edilememiş her ne kadar putlar yayılsada yinede bir yerlerde saklansada hanih inancı yer kürede bulunmuş...oysa musa ile isa arasındaki süre içersinde 100 civarında nebi geldiği özellikle hadis kaynaklarında vurgulanmakta ve çektikleri zulümden gördükleri içkenceden bahsedilmekte...kısacası tarihi seviyorum ya...Smile

____ASTROFLAME____________________________
Bu dünyada CENNET te yaşayacağız diye değil...
Yaşadığımız yeri CENNET yapmak üzere gönderildik...
avatar
ali
Astro Özel Üye
Astro Özel Üye

Erkek
Koç Yılan
Mesaj Sayısı : 518
Yaş : 53
Nerden : tr
Kayıt tarihi : 31/03/10

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Sayfa başına dön

- Similar topics

 
Bu forumun müsaadesi var:
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz